Dr. Klinik Psikolog Ezgi Trak
CANLILIK
Var olmak kaosla mücadele etmek demektir.

"Canlı bir organizma, kendisini bekleyen o nihai ölüme doğru sürüklenmekten, ancak çevresinden sürekli 'negatif entropi' çekerek kurtulabilir." — Erwin Schrödinger
"Biz sürekli akan bir nehirde, yalnızca birer girdabız." — Norbert Wiener
İnsanın olmanın nasıl hissettirdiğini anlamaya çalışırken yapılması gereken ilk şey onun her şeyden önce canlı bir organizma olduğunu ve doğadaki diğer tüm canlılar gibi evrendeki kaçınılmaz bir durumla, entropiyle mücadele ettiğini kavramak. Evrenin biz fark etmesek de her an çalışır durumda olan acımasız kuralı, her şeyin bozulmaya meyilli olması. Masada unuttuğumuz sıcak kahve asla kendi kendine ısınmıyor. Demir zamanla paslanıyor. Odalar sürekli dağılma eğiliminde. Telefonların şarjı bitiyor. Parfümler sıkıldıktan sonra şişeye geri doldurulamıyor. Yıldızlar enerjilerini tüketip sönüyor ve karanlığa gömülüyorlar. Evrende her şey sessizce parçalarına ayrılıyor ve taşıdığı enerji sıfırlanıyor. Canlılar ise bu durumun istisnaları. Entropinin yıkıcılığına direniyorlar. Masadaki kahve soğusa da masanın yanında uzanan köpeğin vücut ısısı 38.5 derecede sabit kalıyor. Kırılan kahve makinesi kendi kendini tamir edemese de makineyi düşüren kedinin vücudu patisindeki hasar gören dokuyu onarıyor ve iyileştiriyor. Yani insan olmak her şeyden önce canlı bir varlık olmak demek ve canlı bir varlık olmak da bizi sahanın dışına itmeye çalışan entropiye sürekli direnmek anlamına geliyor.
Ama entropiye direnmek külfetli bir iş. Canlıların vücut bütünlüklerini entropinin yıkıcılığından korumak ve kendilerini oluşturan trilyonlarca hücreyi yenileyebilmek için enerjiye ihtiyaçları var. Bitkiler bunun için güneş ışığını kullanıyor, onu dönüştürüp biriktiriyorlar. Hayvanlar ise güneş ışığını enerji paketlerine dönüştüren bitkileri ya da bitkileri yiyen diğer hayvanları yiyor ve entropiye bunlardan aldıkları enerjiyle karşı koyuyorlar. Acıktıklarında huzursuz olmaları, hareket ettikten sonra yorulmaları, üşüdüklerinde titremeleri entropiye karşı sürekli devam eden bir maçta olduklarının göstergesi ve mola verme şansları yok. Var olmaya devam etmek bu mücadelenin de sürekli devam etmesi demek.
Canlıların organizmalarını çalışır durumda tutabilmeleri için enerji ihtiyaçlarını karşılamaları da yeterli değil. İç dengelerini (homeostaz) ve fiziksel bütünlüklerini korumaları da gerekiyor. Yani dış dünyaya kaos hakim olsa bile vücutlarındaki ısı, sıvı ve kimyasal dengeleri yaşamaya devam etmelerinin mümkün olabileceği aralıkta kalmalı ve vücut bütünlükleri onları yok etmeye çalışan dış tehditlerden korunmalı.
Bu nedenle bugün varlıklarını sürdüren türlerin hayatta kalma performansları 3.5 milyar yıllık bir mücadelenin mutlu sonu olarak da düşünülebilir. Onlar tarih boyunca yaşanan kıtlıklardan kurtulabilen, salgınları ve yırtıcıları atlatabilen, buzul çağlarından sağ çıkmayı başaranlar. Bu başarılarını ise enerji bulmadaki becerilerine, bedenlerini çekip çevirmedeki ustalıklarına ve fırtınaların kokusunu önceden alabilmelerine borçlular.
Kaynakça
Brillouin, L. (1949). Life, thermodynamics, and cybernetics. American Scientist, 37(4), 554-568.
Cannon, W. B. (1932). The wisdom of the body. W. W. Norton & Company.
Lotka, A. J. (1922). Contribution to the energetics of evolution. Proceedings of the National Academy of Sciences, 8(6), 147-151. https://doi.org/10.1073/pnas.8.6.147
Prigogine, I. (1978). Time, structure, and fluctuations. Science, 201(4358), 777-785. https://doi.org/10.1126/science.201.4358.777
Schopf, J. W. (2006). Fossil evidence of Archaean life. Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences, 361(1470), 869-885. https://doi.org/10.1098/rstb.2006.1834
Schrödinger, E. (1944). What is life? The physical aspect of the living cell. Cambridge University Press.
Wiener, N. (1948). Cybernetics: Or control and communication in the animal and the machine. MIT Press.